Namaz: Allah ile İletişim Aracımızı Yeniden Keşfetmek (BASSAM SAEH)

  • Kur'an'la sımsıkı yaşayan insanlar dünyayı sanki ilk defa görüyorlarmış gibi her gün onu yeniden keşfedecekler, bu da her gün kendilerini geliştirmeye yol açacak.
  • İslam'ın çeşitli ibadetlerinden namaz birinci sınıfta yer alır.
  • Karıncalar, gözümüze değersiz gibi gözüken şeker tanesine saldırmaları bizim için nasıl saçmaysa, dünyanın uğruna savaşmamız Allah için bir o kadar saçma.
  • Çocuklar, ilacın acı tadından dolayı ondan nefret ederler ama kıymetini ancak sonra anlarlar.
  • Muhteşem bir ev kiralamak istiyoruz, ve kiracı sadece günde beş defa kendi evinde ziyafet çekmemiz şartıyla evi bize kiralayacak olsaydı ne güzel olurdu. Allah, dünyada yaşamamızın karşılığında aynı teklifi bize de sunar.
  • Namaz sabır ve odaklanma ister, ve her türlü olumsuz düşünceden ve duygudan bizi aklatmanın maksadı var.
  • Görev, yapmamız zorunda kaldığımız bir şeydir ve bunu zaman kaybı olarak algılayabiliriz, namaz ise derman ve ferah kaynağımız olmalı.
  • "Namazımı kıldım mı?" sormak yerine "Namazdan almak istediğim hazı ve ferahı almış mıyım?" sormamız lazım. Namaz görevim değil hakkımdır.
  • Allah, kuşlara rızık verir, yine de onu alabilmek için onu bulana kadar uçmaları şart. Namaza hakettiği çabayı vermeden hazzını nasıl alabiliriz ki?
  • Neden günün ilk namazı kılmak için tan yerinden uyanıyoruz? Çünkü neredeyse tüm canlılar şafakta da uyanır, ve en başarılı insanlar da herkesten erken uyanırlar.
  • İşe gidebilmek için girdiğimiz yolu sade bir yol görmek yerine bir seyahat gibi görmek daha eğlencelidir. Namaz da öyle: Düşüncelerimizi, isteklerimizi, arzularımızı Allah'a iletiyoruz, ve günahlarımızı ayaklarımızın önünden dökülüyorlar.
  • Namazı ne kadar iyi kılarsak, ödülümüz o kadar büyür. İstediğimiz rahatlığı alabilmek için onu dosdoğru kılmamız da şart.
  • Namaz sabrın okuludur, sabır da medeniyetin okuludur. Elde ettiğim her başarıda sabrımın katkısı var, işlediğim her günahta da sabrın eksikliği var.
  • İslam'dan alınacak ilk şey alçak gönüllülüktür. Namazda alçakgönüllü olamazsak, sabrımız onunla azalır, bu da İslam medeniyetin çökmesine yol açar.
  • "Namazdan ne kadar sabır kazandım?" diye kendimiz sormamız lazım.
  • Namaz, Allah arasında acil hattımızdır, koparılırsa otomatikman başkasını ararız. İyi de bundan daha güzel hat mı var?
  • Namaz olmadan imanımız söner. İmanla hayatımızı daha düzenli bir hal alır.
  • Hz İsa ve Musa nasıl namaz kılıyorlarmış bilinmiyor, Hristiyanlar ve Yahudiler de kendi ibadet tarzlarını ortaya attılar, ama onların ki gibi olmadığı için bir türlü memnun olmuyorlar. Müslümanlarsa Hz Muhammed'in sünnetine uyarak kılarlar.
  • Günde beş defa kalbimizi ve beynimizi yeniden biçimlendirmek ve programlamak, bizi tehlikeye atacak her türlü virüsten korunmak demek.
  • Ramazan'ın programı beynimize ve kalbimize tastamam yüklenmesi için bir ay sürer. Geçen yılda içimize sızılmış virüsleri silmesi gibi uzun vadeli faydaları vardır.
  • Alındaki iz, uzun süre secde edilmesinden sonra alnındaki belirlenen siyah nokta değil, secdeyi doğru şekilde yapılmasından sonra yüzün aydınlanması.
  • Öğlenin ve Asr'ın namazları sessizce kılınmasının sebebi, herkes maddi çıkarlar peşinde koşarken bizi sakinleştirmek için.
  • Akşam namazı da sesli kılınmasının sebebi de o vakitteki rahatlığımızı artırmak ve boşluğumuzu acele etmeden doldurmaktır.
  • Yatsı namazı ve vitir namazları da, gündüzde içimizde kaynaşmış şehvetleri ve nefsimizdeki o haz, gecede büyümeden onları filtre etmek içindir.
  • Günün namaz vakitleri ve rekatlarının farklılığı, hayatımız ve halimiz o vakitlerde nasıl olması gerektiğinin göstergesidir.
  • İslam, okuması yazması olmayan Arapları kısa bir zamanda çeşitli alanlarda onları bilgili insanlar haline getirmek - bilgisayarın devriminden bile hızlıydı.
  • Günde farklı saatlerde namaz kılmak, farklı rekatlarda ve farklı okunuşlarla kılmak; beynimizin analiz etmenin, düşünmenin, hatırlamanın, harekete geçmenin potansiyeli ve yaratıcılığımızı güçlendirir. Çeşitlilik, medeniyetin kalbidir.
  • Namazı kılmamız gerektiği gibi kılmak dolaylı olarak İslam'ın diğer bilim dalları anlamamızı yardım eder, ve bu bizi başka işlerde de lehimizi çıkar.
  • Namaz, bilimi ve kültürü kapsar, onlar da medeniyeti. Namaz kılan öğrencilerin performansı, kılmayanlardan daha yüksektir.
  • Namazlardaki farklılığı, ibadeti tekdüze sıkıcı birer hareket sincirine döşemesini önler.
  • Namaz kılmak kolay değilse, medeniyeti ve onun kanunları ve düzeni kurmak kolay mı? Bu yüzden mi namazın emri yedinci gökte Hz Muhammed'e sav gelmiş?
  • Namazda farklı pozisyonlarda bulunmak, farklı hareketler yapmak ve ne söylediğimize dikkat etmek Allah'a ne kadar bağlı olmayı istediğimizi vurgular.
  • Kıbleye doğru dönmek ve secde edeceğimiz yere bakmak, bizi seslenene aldırış vermemek ve namazdayken dünyayla ilgili hiçbir şeyle meşgul olmak istemediğimiz anlamına gelir.
  • İslam'ın diğer ibadetlerinden sadece namazın vakti geldiğini ifade eden duyurusu vardır: Ezan.
  • Ezan, namaz sadece sıradan bir ibadet olmadığını hatırlatır. Farz namazlarında herkes aynı zamanda aynı yerde toplanması, aynı imamın arkasında durmaları, ve omuz omuza durmak aramızdaki kardeşliği hatırlatır.
  • Ezan, bizi daha uzun bir ibadet için hazırlar: Yeni doğmuş bebeğin kulağına ezanı okumak, ahiretini etkileyerek ibadetle dolu bir hayata hazırlamış oluyoruz.
  • Allah Kur'an'da, cinleri ve insanları sadece ibadet için yarattığını söyledi. Demek ki hayatımız, yemekten spora, işten öğrenmeye, toplumu ve bireyi hizmet etmeye kadar bir bütün olarak ibadettir.
  • Ezan öyle bir söz ki, her birimiz kendi haline göre anlar. Ezanın ilk kelimeleri "Allah'u Ekber" (Allah en büyüktür) tek başına onun özetidir.
  • Ezanın sözleri birbirleriyle bağlaçlarla bağlanmamış, ve onun kısa mesajları arzularımızı neden bıraktığımızı hatırlatır. Fatiha suresi de öyle.
  • Ezandaki ikilik, namazdaki ikiliği andırıyor (tekbir getirirken iki eli kaldırmayı, iki rekattan sonra oturmayı, namazı bitirirken iki selam vermeyi). Ezan kısa bir namaza benziyor.
  • Ezanın kelimeleri nötr özelliğine sahiptir (erkek, kadın; ben, sen, siz gibi biri belirtmeden), şehadet kısmı hariç çünkü o kısmı bireyin üzerine düşen sorumluluğu hatırlatır.
  • Ezan kişiye, cinse, ya da namazı kılacak insanın sayısına sınır olmadığını hatırlatarak toplumsal sorumluluğumuzu hatırlatır bize.
  • Ezan kendisi bir ibadettir. 
  • Müezzin ezanda söylediği her cümleye karşılık söylememiz gereken bir cümle var. Hz Muhammed sav, Şeytana yenik düşmeyelim diye ezanı tekrar etmemiz gerektiğini buyurmuştu. Abu Said El-Hudrî dedi ki bir çoban - tek başına olsa bile - namazı kılmadan önce yüksek sesle ezan okumalı ki etrafında ne varsa Kıyamet Gününde lehine şehadet etsin.
  • Fiziksel temizliğimiz gönlümüzün tatlısını etkiler, o da dolaylı olarak davranışımızı etkiler.
  • Gönlümüzün temizliği fiziksel temizliğimizden daha önemli, ona göre namazdan önce gönlümüzü mikroplardan temizlemeliyiz ki, namazımızın yükü hafiflesin ve daha da yükseğe çıksın.
  • Din kardeşlerimizi fiziksel ya da manevi anlamda onlara zarar vermekten bizi alıkoymadığı sürece namazın faydası ne ki?
  • Hz Muhammed sav sahabelere 10 ayet öğretir ve günlük hayatta nasıl uygulayacaklarını anlattıktan sonra ancak diğer 10 ayetlere geçer. Ona göre namaz ve günlük hayat, paranın iki yüzü gibi birbirinden ayrılmayan unsurlardır.
  • Hayat bir bütün olarak namaz ve abdest ile somutlaştırılmıştır: temizlik ve düzenlilik, dikkat ve direnmek, vs. Bir önceki namazımızdan yaptığımız günahlardan kendimizi temizletmek başarısız insanları başarılı insanlardan ve iman edenleri etmeyenlerden bizi ayırt eder.
  • Abdestin Arapçası "vudu" Arapça'daki "Dav\Diyâ (ışık)" kelimesinden türenmiştir. Abdest, yüzü kalbi de temizler. Nasıl Ay'ın hafif ışığı Güneş'in güçlü ışığının yansıması ise, yüzün aydınlığı da kalbin aydınlığının yansımasıdır.
  • Cemaat namazlarda zamanlamaya dikkat etmeyi öğreniriz, bir dakika geç kalsak bile ilk rekatı kaçırabiliriz.
  • Bir mescidde tüm müslümanlar aynı imamı takip ederek namaz kılmalı, aksi halde aralarında kargaşa\çekememezlik, anlaşmazlık ve düzensizlik çıkar.
  • En güzel halimizle mescide gitmek, her yerde o halde olmamızı alışkanlık haline getirir. İnsan görünüşü hoş ve güzel insanlarla birlikte olmayı sever, bu da sağlıklı bir medeniyetin temellerinden biri.
  • Mescid Arapça'da "Secdenin Yeri" demek. Secde, tevazunun ve alçakgönüllülüğün en iyi göstergesidir. Bedenimle ne kadar tevazu ve alçakgönüllü olduğumu gösterirsem hem O'na daha da yakın olurum, hem hayatta ve ahirette de daha iyi bir durumda olurum. Secde bize tevazuyu ve alçakgönüllülüğü öğretir.
  • Cami Arapça'da "Toplanma Yeri" demek. Oradayken hepimiz Allah'ın katında aynı olduğumuzu ve aramızdaki fark ancak takvada olduğunu hatırlayarak aramızda nefret, haset, kibirlilik, ırkçılık gibi kötü düşünceler ne varsa hepsi yok olup gider.
  • Namazda birbirimize yakın durursak Allah da bize yakın durur, tersi yaparsak Allah bizden uzaklaşır. Namaz, ruhumuzu ve O'na yakınlığımızı yeniden düzenleyen bir reçetedir.
  • Namazda omuz omuza durarak bizdeki kibirliği ve çekememezliği yok edip bir vücut gibi hareket etmemizi sağlar. Medeniyet bir kişinin değil bir grup insanın ortak çabasının meyvesidir, namazı da günde beş kez belli saatlerde tekrar ederek diğer insanların zamanına duyduğumuz saygıyı ve dikkati artırır.
  • Cemaat namazında göstereceğimiz düzenlilik, bireysel ve toplumsal hayatımızı düzeltir, işimizi adam gibi yapmamıza teşvik eder, ve gönüllerimizi birbirimize sıcak tutar. Dünyada sıralanmak, meleklerin gökte sıralanmasıyla aynı.
  • Namazın sesi medeniyetimizin sesine eşittir.
  • "Boşlukları doldurmak" bireysel ve toplumsal medeni bir sorumluluktur. Her birimiz medeniyette özel bir yere aittir ve o boşlukları doldurmak medeniyetimizi yükseltir, aksi halde tuğlaları eksik bir bina gibi medeniyetimiz çöker.
  • Hz Muhammed sav, Allah yolunda cihad ederken hariç kimseyi vurmadı. Seçmek hakkı olduğu zaman - şeriatla ters düşmediği sürece - hep kolay seçeneği seçerdi. Allah'ın belirlediği kuralları çinenmediği sürece kimseden intikam almazdı. Affedici ve merhametli olmamıza emretti. Gel gör ki biz tam tersini yapıyoruz.
  • Hz Muhammed sav, şeytan bize üstün gelmemesi için cemaat halinde namaz kılmamızı emretti zira kurt yalnız koyuna saldırır. "Şeytan tek kişiye musallat olur ama iki kişiden uzak durur" diye buyurdu.
  • Cuma hutbesi bizde öyle bir etki yaratmalı ki, onu duyduktan sonra zihniyetimiz onu duymadan önceki zihniyet aynı olmamalı.
  • Namazı kılar ve hırsızlık yaparsak, oruç tutar ve yalan söylersek, hacca gider ve Allah'ın çizdiği sınırları çiğnemeye devam edersek o zaman biz sadece lafın gelişi olarak müslümanlarız.
  • Namazımız ibadetimizi ifade etmeli, Cuma hutbesi de o haftanın ibadet programızı çizmeli.
  • Hz Muhammed sav: "Kim Cuma hutbesi kaçırırsa Cuma namazı kaçırmış gibi olur." Hutbe sadece anlatılacak bir sözden ibaret olsaydı neden böyle buyursun ki?
  • Cuma hutbesi sadece hadis ve Kur'an Kerim'den ayetler anlatılarak geçmemeli. İmam cemaatteki insanlara namazda, işte, ve günlük hayatta nasıl daha iyi olabileceklerini anlatmalı yoksa cemaat o mübarek saatten nefret edecekler - her bir müslümana bir eğitim, gelişme ve rehber kaynağı olmalı.
  • Allah buyurdu ki: "Her kim kalbinde bir kibir zerresi varsa cennete giremez." Maalesef cemaatten bazıları anlaşamadıkları biriyle yan yana durmaz ya da aynı mescidde namaz kılmaz, imam sıradan insanların yapacağı sıradan bir hata yaptı diye onunla namazı kılmaz, kimisi de "Bu insanların mezhebi\bakış açısı benimkinden farklıdır" diye onlarla kılmaz.
  • Telefonda konuşurken soru sorar ve cevap verir, bir şeyler ister; şaşkınlık, mutluluk, heyecan, korku, ve hayal kırıklığımızı ifade edebilmek için bedenimize hareketler yaparız ve sesimizi yükseltiriz ya da alçaltırız. Bunları yapmazsak robot sayılırız.
  • Birileri kendisiyle konuştuğunu görürsek onu deli, aptal, ya da sarhoş sanırız. Namazımızı sadece ezberlenmiş kelimeler söyler ve duygusuz ve hareketsiz bir şekilde kılarsak o zaman ya sarhoş ya da kendimizle konuşur gibi oluruz. Bu haldeyken Allah'la konuştuğumuzu nasıl sayılırız? Gönlümüzden bir iki kelimeyle Allah'ı anmak, Allah'ı gönülsüz ve sayısız kelimelerle anmaktan iyidir.
  • Namazın beş temeli var:
    • Zaman: Namazımız için ayırdığımız zamanı onun kalitesini belirler. Değerini daha iyi anlamak için ayetlerin arasında bir saniye durup manasını düşünmeliyiz.
    • Dil: Her kelime manasına uygun olacak şekilde doğru tonla telaffuz etmeliyiz.
    • Beden: Yüz ifademiz ve hareketlerimiz kelimelerin anlamı pekiştiriyor. Kelimeleri sadece güzelce söyleyerek değil, duruşumuzla da anlamlarını ifade etmeliyiz.
    • Kalp: Namazdayken aklımız başka yerde ise o zaman namazın faydası yok.
    • Eylem: Kelimelerimiz, davranışlarımız ve yaptıklarımızı yansıtmalı. Namazımız bizi günah işlemekten alıkoymuyorsa o zaman o bizi Allah'tan uzaklaştırır.
  • Namaz/Cuma namazı üzerimizde etkisi olmaması, bir festivale katılmak için en güzel elbiselerimizi giyip ve uzun bir yol kat ettikten sonra o festival bitene kadar koltuğumuzda uyuya kalmak gibi bir şey.
  • Her namazdan sonra şu soru sorulmalı: "Bu namaz üzerinde nasıl bir etki yarattı?''
  • Arapça'nın "Allahu Ekber" tam manası "Allah en büyük" değil, "Allah daha büyüktür." Yani o cümleyi söylerken Allah, aklımıza gelebilecek her türlü şeyden daha büyük olduğunu kendimizi hatırlatmış oluruz.
  • Ezanın kıymetini daha iyi anlayabilmek için Ensarlar ve Muhacirler bunu ilk kez duyduklarında halleri nasıldı hayal etmeliyiz.
  • Arapça'nın "Tilavat," "tala" (izlemek, özenmek) kelimesinden türemiştir. Kur'an-ı okurken Hz Muhammed aleyhissalatu vesselam'ın okuyuşu taklit ediyoruz, o da Hz Cebrail aleyhisselam'ın, o da Yüce Allah'ın okuyuşu taklit ediyor.
  • Kur'an'ın tilaveti, onu daha iyi anlamamızı sağlar.
  • Davet başlayınca, günlük hayatın harfleri ve kelimeleri kullanıldığı halde Kur'an'ın üstün ifadeleri ne Hz Muhammed aleyhissalatü vesselam'ınkine ne de onca Arap dilbilimcileri ve şairlerinkine benzemediğini görmek müşriklere çok şaşırtıcıydı.
  • Kur'an'ın 114 bölümlerine sure denir, o da Arapça kelimesi "sur"den (yüksek duvar) türenmiştir; her birisi yüksek ve sağlam bir duvar kadar uydurmalardan ve tahriflerden korunmuştur. Her bir bölüm ayet denilen daha da küçük bölümlere bölünmüş, o da Arapçada mucize anlama gelir: Küçük bölümler her birisi başlı başına bir mucize.
  • "Subhana" Arapça'ya ancak İslam'dan sonra "ekber'' kelimesinden sonra var oldu, anlamı "Her türlü eksiklikten ve kusurdan uzaktır." Allahu Ekber'de olduğu gibi, bu sözü söylerken aklımıza gelebilecek her türlü şeyden Allah daha mükemmel ve kusursuz olduğunu hatırlamış oluruz, bu da alçakgönüllülüğümüzü güçlendirir.
  • Ezanın cümleleri "Subhanallah'' ve "Allahu Ekber" gerek gramer gerekse dil bakımından tam olmadıkları için yanlarına istediğimiz sözü ekleyebiliriz - yani Allah bunlardan daha büyük - ama Kur'an'ın ayetlerine ekleyemeyiz çünkü onlar zaten her yönden tamdır.
  • Fatiha'yı okurken her bir kelimesi (Allah'ın vahyi olduğunu unutmadan) sanki onu biz söylüyormuşuz gibi okumalıyız ve anlamlarını en derin şekilde anmalıyız.
  • Fatiha suresi kendisi bir duadır: Birinci yarısında dua eder ve ikinci yarısında Allah'tan ricada bulunuruz.
  • Fatiha suresi namazda o kadar önemli ki Hz Muhammed sav "Kur'an'ın açılışı (Fatiha suresi) okumadan namaz olmaz" diye buyurmuştur.
  • İnsan, Dünya'da Allah'ın halifesidir (2/30), yani Dünya'yı düzeltme ve ıslah etmekten sorumludur, ''Besmele"yi de her ne yaparsak ya da okusak Allah'ın adına ve O'nun bize bahşettiği emanete dayanarak yaptığımızı hatırlatır.
  • Namazı Besmele'yle başlamak  bizim Allah'ın halifesi ve O'nun fakir (mütevazi) hizmetkârı olduğumuzu ve bununla ilgili O'na yaptığımız sözleşmeyi, ve Allah'la içi dışı açık bir iletişim kuracağımızı hatırlatır.
  • Hz Adem (a.s) ve Hz Havva (a.s.) - Allah onlara bağışladığı yetki ve otoriteye dayanarak - Dünya'nın işleri Allah adına halletmek, O'na yaptıkları sözleşmeyle sadık kalmak ve imtihanın hikmeti olarak bir süreliğine onları Cennet'ten Dünya'ya indirmiştir; ve Besmele bize Allah'tan başka otorite sahibi ve güven kaynağı olmadığını hatırlatır.
  • Besmele, olabileceğimiz en iyi kul olmamızı, Rahmân ve Rahîm adlarının somut örneği olmaya çalışmamız gerektiğini hatırlatır bizi.
  • Rahmân, Cennet'ten Dünya'ya inerek bize huzur veren Allah'ın rahmeti ve sevginin sıfatıdır. Rahîm ise, o rahmetin bitmemesinin sıfatıdır. Hz Muhammed sav Bismillah, Rahmân ve Rahîm'in anlamlarının önemi vurgulamak için her birisi biraz uzatarak söylerdi.
  • Hz Muhammed sav Allah'tan şöyle nakletti: Fatiha suresi Allah ve O'nun kulu arasında bölündü:
    • 1/2: Kulum Beni övdü.
    • 1/3: Kulum Beni hamd etti.
    • 1/4: Kulum Beni yüceltti.
    • 1/5: Bu ayet Benimle Kulumun arasında bölündü.
    • 1/6-7: Bu kulum içindir ve Benden istediği alacaktır.
  • Fatiha surenin iki kısımlarının arasındaki farkı kavrayabilmek için beşinci ayette biraz durmalıyız. Ali İbn-Abi Talib (r.a.) "iyaka nabudu"nun son hecesi vav duyulacak şekilde uzattığını rivayet edilir.
  • Sürenin ilk yarısı itaati ve tövbeyi ifade eden bir ses tonuyla okunmalı, çünkü burada Allah'a olan bağlılığımızı ifade ederiz. İkinci yarısı ise istek ve ricada bulunduğumuzu ve bunlar tastamam bir şekilde gerçekleşeceğinden emin olduğumuz bir ses tonuyla okumalıyız.
  • Mahşer gününde, Dünya'da sıkıntısız bir hayat süren bir gayrimüslim Cehennem'de bir kez batırılacak ve o refahları unutacak; sıkıntılı bir hayat süren bir Mümin ise Cennet'te bir kez batırılacak ve o sıkıntıları unutacak.
  • Fatiha'nın altıncı ayetinde "Bizi dosdoğru yola ilet," hepimizi doğru yola iletmemizi ve onun için aramızdaki nefret ve öfkenin duvarları yıkılması için Allah'a dua ediyoruz.
  • Ayetlerin manası daha iyi kavrayabilmek için ayetlerin sonunda biraz durabiliriz (bir saniye iyidir). Hz Muhammed sav Fatiha'nın öncesinde sonrasında da dururdu.
  • Hz Muhammed sav: "Allah'a secde edin, ve O sizi bir derece yükseltir ve bir günahınızı siler" diye buyurmuştur.
  • Hırsızların en kötüsü namazından çalandır (rükû ve secdeyi düzgün yapmıyor). Hz Muhammed sav: "Namaz üç kısımdan ibarettir: içsel saflık, rükû, ve secde. Biriniz namazını hakkını vererek dosdoğru kılarsa tüm iyiliklerini kabul edilir" diye buyurmuştur.
  • Rükûda ve secdede tesbih ederken Allah'ın sana bahşettiği nimetleri düşün, bu da O'na duyduğun sevgiyi artırır.
  • Secdede iken aklımız, vücudumuz, ve kalplerimiz minnettarlıkla dolmalı.
  • Şimdiye dek namazda yaptığımız her şey bizi oturuşa hazırlıyor. Tahiyyat duası okurken "Sidret'ül Münteha"da (yedinci göğün sınırı) Allah'ın huzurunda oluruz ve O'na selamımızı ve övgürlerimizi sunuyoruz. O anı tam yaşamalıyız.
  • Tahiyyatı okurken önce Allah'a, sonra Resûlullah'a sav, sonra Allah'ın Salih kullarına selamlarımızı sunuyoruz. Hz Muhammed sav buyurmuş ki her kim ona selam verirse, Allah o selamı geri vermesi için onu yeniden diriltecek. Birine "Selâm aleyküm" demek on sevap eder, "Selâm aleyküm va rahmatüllah" yirmi sevap, "Selâm aleyküm va rahmatüllah va barakatuhu" otuz sevap eder. Biz önce Allah'a, sonra Hz Muhammed'e sav, sonra kendimize, sonra da Allah'ın salih kullarına selam veriyoruz. Bunun sevabı siz hesaplayın?
  • Her kim Cumhurbaşkana giderse ona muhakkak selam verir, çıkarken hediye alırsa dünya kadar mutlu olur. O selamı Allah'a ve hediyeyi de Kendisinden alırsa nasıl olur?
  • Namaza sanki yeniden doğmuşuz gibi kalkamazsak onu yanlış anladık demektir.
  • Resûlullah sav dua ederken günlük konuşma tarzından farklı bir şekilde konuşuyordu, çünkü dua ibadettir.
  • Resûlullah sav, uyumaya gitmeden önce sanki namaz kılacakmışız gibi abdest almamızı ve sonra: "Ey Rabbim, bütün varlığımı Sana teslim ettim, işimin tasarrufunu Sana havale ettim. Yönelişim Sanadır, korkum da ancak Sendendir, Senin azabından kaçıp sığınılacak yine ancak Senin rahmetindir. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin Resulüne iman ettim ey Rabbim" dua etmemizi emretti.
  • Resûlullah sav ashabına sure öğretiyormuş gibi dua da öğretirdi.
  • Resûlullah sav buyurduğu gibi, namazların sadece bir kısmı lehimizde olur. Onun için namazlarda sürekli dalgın olmayıp, beş namazdan en azından birinde (bir an olsun bile) sanki gerçekten Allah'la konuştuğumuzu hissetmeliyiz: kalbimiz, vicdanımız titresin ya da gözümüz yaş dökecek gibi bir his.
  • Bir şirketin değerli ürünleri almak için bazı belgeleri doldurup imzalamamız gerekmektedir, namazdayken de Allah'ın antrepoya girmiş oluruz. Eğer onu dosdoğru bir şekilde kılarsak o zaman her istediğinizi almak için gereken tüm belgeleri imzalamış oluruz.
  • Bazı ödüller namaz bitmeden verilir: iyileştirilmiş sağlık, içsel huzur, zihinsel rahatlama, açıklık, vs. Sanki yeniden doğmuş gibi oluruz.
  • Namaz bizi nasıl etkilediğini anlamak için kendimize aşağıdaki sorular gibi sorular sorabiliriz:
    • "Allahu Ekber'' demekle, Dünyayı arkamda bırakarak farklı bir dünyaya yükseldiğim gibi hissettim mi?
    • "Allahu Ekber'' demek beni kaç kere Dünyadaki koşuşturmasından kurtarıp göklere çıkardı?
    • Bu namaz içimi ne kadar huzurla doldurup beni rahatlattı, ve bir önceki namaza göre ne kadar etkili oldu?
    • Fatiha suresi, Allah'ın kudreti ve yüceliği gözlerimin önünde serecek kadar etkili bir şekilde okudum mu?
  • Namaz ne kadar etkili olduğu hakkında bir defterde puan tutun, günün sonunda toplamda kaç puan kazandığınızı hesaplayın. Bir önceki günkü ile karşılaştırın, yarının ki nasıl daha iyi yapabileceğinizi bi düşünün, ve bu haftanın puanı ile bir önceki ile karşılaştırın.
  • Hayat bir ibadettir: Daha iyi bir müslüman olmanın fırsatıyla uyanmak, bir yanlışı - başaramazsak da - düzeltmeye çalışmak, gayrimüslimlere müslümana yakışacak şekilde davranmak ve İslam'a davet etmek ibadettir.
  • Resulullah sav, hastayı ziyaret etmeden önce abdest almamız gerektiğini buyurmuştu.
  • Her şeyin yaratanı Allah iken bir şeye ya da birine çirkin demek için ben kimim ki? Doğadaki korku ve felaketler bile Allah'ın azameti, lütfü, ve merhameti haykırarak bizi Kendisine çağırıyor.
  • Nefes alıyorsan ibadettesin, bu yüzden şu kurallar kulağına küpe olsun:
    • Öte Dünya ile ilgili bağını düzeltmeden dış dünyayı düzeltmeye kalkma.
    • Bir saat geçmesin ki bu dünyada bir saatten az bir sürenin olmadığını hayal etme.
    • Nefsini temizlemeden bedenini temizlemekle yetinme.
    • Namazda söylediğin her söz fiilen ve davranışınla açıkça göstermelisin.
    • Nefsin Allah'a secde etmeden başını yere koyma.
    • Mescide girerken aynı zihniyetle ve davranışlarla çıkma.
    • Ramazan ayı veda etmeden sendeki bazı itaatsizlikleri veda et ve yeni itaatlere başla.
    • Sol elinle bir kötülüğü silmeden sağ elinle iyilik yapma.
    • Cennet'e girebilmenin umuduyla kurban kesmeden önce, seni Cehenneme götürebilecek bir kötülüğü ya da itaatsizliği kes.
    • Soğuktan, açlıktan, hastalıktan kurtulmak için çabalayan onca insanı düşünmeden bir kuruş bile israf etmeye kalkma.
    • Sadece bardağın yarısı içeceksen onu ağzına kadar doldurma.
    • Susuzluktan ölenleri düşünmeden bir damla suyu bile israf etme.
    • Açlıktan ölenleri düşünmeden ağzına bir lokma yemek bile alma.
    • Allah, sofrada ne varsa geri alabileceğini düşünmeden o kırıntıları çöpe atma.
    • Öte Dünya'nın meyvelerine can atmadan bu dünyanın meyvelerinin tadını çıkarma.
    • Elde ettiğin sonra harcadığın ve verdiğin şeylerden çok haz duyma.
    • "Güzel ayakkabım yok" diye homurdanmak yerine ayaksız olanlara üzül.
    • Evinin mobilyası güzel değil ya da bir parçası kırık diye suratını asma - nice insan var ki evi bile yok.
    • Yemeğe tuz koymadan önce söz ve davranışlarına şeker koy.
    • Birisinin hakkında dedikodu etmeden önce, bir başkası senin hakkında da dedikodu edebileceğini hatırla.
    • Anne babana saygısızlık etme, aynı şey bir gün sana da olabileceğini unutma.
    • Seviyesi (ister dünya işlerinde ister ahirette olsun) seninkinden alttaki olandan nefret etme ve küçümseme, Allah onu senden daha seviyor olabilir.
    • Allah'a yaptığınız itaatsizliklerden ve insanlara yaptığınız kötülüklerden af dilemeden önce kendine yapılmış kötülükleri affedin.
    • Kalbine bir nefret zerresi koymadan önce, orada büyük bir sevgi yerleştirin.
    • Sevdiklerine dua etmeden önce herkese ayırt etmeksizin dua et.
    • Sabır isteyecek sınavların karşısına yığılma, seni bekleyen ödülleri düşün.
  • Sanki Allah'ı görüyormuşsun gibi O'na tap ve kendini ölülerin arasına kat. Her bir taşta ve ağaçta O'nu hatırla. Ne zaman bir kötülük yaparsan hemen ardından iyilik yap.
  • Namaz, hayatımızın kalitesi belirleyecek ve etkisi hayatımızda yansıyacak. "La ilahe illallah" demek ahireti kazandırırken, namaz hem ahireti hem de dünyayı da kandıracak.
Çevirmenin Eklediği Notlar:
  • Hz Ali (r.a.) dedi ki: "Kazanç için ibadet ediyorsanız tüccarsınız, korkudan dolayı ediyorsanız kölesiniz, şükretmek için ise özgürsünüz."
  • Said Nursi'ye göre: "Gün boyu farklı işlerle, farklı insanlarla karşılaştıktan sonra sinirlerimiz ve moralimiz bozulabilir. Bu olumsuz duygulardan kurtulmadan namazımızı kılamamalıyız yoksa geçersiz sayılır.
  • Yüce Allah Arşı yaratınca meleklere onu taşımasını emretti. Arş onlara ağır gelince: "Sübhânekellâhümme ve bi hamdik ve tebârekesmük ve teâlâ ceddük (ve celle senâük) ve lâ ilâhe ğayrük" diye dua ettiler, sonra Arşı taşımaya kuvvet buldular. Namaz bir o kadar zor ve önemli olduğundan dolayı biz de böyle dua etmeliyiz.
  • Rükûden kalkarken "Allah, hamd edenleri duyar" diyoruz, peki biz ne kadar hamd ediyoruz?
  • Milyarder bir Japona sormuşlar: "Nasıl zengin olabiliriz?" O da gülümseyerek: "Para alırken ve verirken paraya teşekkür ederek." Ona göre bunu yaparsak o zaman paramız katlanır. Bunu duyduğumda şöyle düşündüm: "Sadece paraya değil, herşey için Allah'a hamd etsek nasıl olur? Allah'a hamd olsun yürüyorum. Allah'a hamd olsun yazabiliyorum. Allah'a hamd olsun tek başıma yemek yiyebilirim, su içebilirim, ve tuvalet ihtiyacımı giderebilirim. Allah'a hamd olsun bana Kendisine hamd etmeyi öğretti…"
  • Namaz vakitlerindeki değişiklik, o günün saatlerinde vücudumuzun haline göre düzenlenmiştir:
    • Sabah Namazı: O vakitte uyuya kalanlar rızkını bulmakta ve iletişim bulmakta zorluk çekecekler, çünkü tiroid bezlerini o saatin mavi enerjisini almamıştır. Fizyolojide tiroid bezi vücudun metabolik sisteminde etkisi var. Mavi renk rızıkla ve iletişim metotlarına bağlıdır ve bu enerji o saatte tavanı vuruyor. Vücudumuz o enerjiyi özellikle rükûda ve secdede iken depolar.
    • Öğle Namazı: Bu namazı sık sık kaçıranlar sindirim sisteminde ve ruh halleriyle sorunları olacaktır, çünkü sarı renk yeryüzü kapladı. Bu renk hem mideyi ve karaciğeri hem de insanın neşesi etkiler.
    • Asr Namazı: Bu namazı kaçıranlar yaratıcılık seviyeleri düşer, çünkü bu sefer yeryüzü turuncu renkle kaplandı. Bu renk hem insanın yaratıcılığı hem de insanın üretkenlik organlarını etkiler ve pozitif enerjilerini kaybederler.
    • Akşam Namazı: Yeryüzü kırmızı rengi ile kaplandı. İblis ve cinler o saatte güçlülenirler diye büyüklerimiz o saatte çıkmamamızı tavsiye ederler. Yolculuk yapanlar akşam namazı vaktinde kılmaları tavsiye edilir ki şeytan onlara vesvese ederek sorun çıkarmasın
    • Yatsı Namazı: Bu namazı kaçıranlar genellikle kaygılı olurlar, çünkü karanlık çöktü ve yapmak istedikleri başka şeyleri yapmadan gün bitmiş oldu. O saatte memnuniyetlik ve rahatlığın sırrı var. Bu namaz dinlenmemizi sağlar, ve o saatte uyumak için beyni ve vücudu rahatlatır.
    • Tahajjud namazını psikolojik ve zihinsel faydaları vardır. Dünya tekrar beyaz, pembe, ve mor renkleriyle aydınlanmaya başlar. O renklerin karışımı beyne iyi gelir.
  • Hiçbir şey hakkında endişe etmeyin, onun yerine her şey hakkında dua edin. Allah'a tüm ihtiyacınızı ve isteklerinizi söyleyin, ve onları kabul ederse hamd etmeyi unutmayın. Bunu yaparsınız kalbinize huzur indirecek ve bunu insanın aklı anlamayacak kadar olağanüstüdür. Bu huzur düşüncelerinizi ve kalbinizi rahat ve sakin eder (internetten aldım).
    Eskiden Terzi Müezzin denilen bir hoca vardı, çünkü güzel ezan okuduğu kadar güzel elbiseler de dikerdi.
    Bir gecede evine dönerken komşunun evinin penceresi kırmaya çalışan iki kişi gördü - hırsız oldukları belliydi. Buna izin vermemeliydi, ama adamlar iri yarı kendisi ise ihtiyar; karakola ihbar etmek için zaman da yok. Derken aklına bir fikir geldi. Hemen camiye gidip Fajr ezanı okudu, bunun üzerine insanlar topyekun toplandı: "Hayırdır hoca efendi, ne diye gece yarısında Fajr ezanı okuyorsun?" sorduklarında Müezzin: "Hırsızlar komşumun evine basmışlar. Çabuk yakalayın" diye haykırdı.
    O günden sonra insanlar o müezzinin ezanına iki anlam yüklediler:
  • Namaz vakti geldiğini bildirilmesi.
  • Büyük bir sorunun bildirilmesi.
Abdestin anlamı:
  • Elleri yıkamak: Allah'ım, beni, kitaplarını sağ elinden alanlardan eyle.
  • Suyu ağızda çalkalamak: Allah'ım, dilimi şehadetle sabit kıl.
  • Burnuna su alıp sümkürmek: Allah'ım, beni Zakkum ağacının kokusundan koru.
  • Yüzü yıkamak: Allah'ım, nice yüzlerin ağardığı ve nice yüzlerin karardığı günde yüzümü ağırla.
  • Sağ eli dirseğe kadar yıkamak: Allah'ım, beni sağ ehlinden eyle.
  • Sol eli dirseğe kadar yıkamak: Sol ehlinden Sana sığınıyorum Allah'ım.
  • Başı meshetmek: Allah'ım, başımı cehennem ateşinden koru ve müminlerin makamına götür.
  • Kulakları yıkamak: Allah'ım, beni kötü ve haram sözlerden koru.
  • Ayakları yıkamak: Allah'ım, ayaklarımı Sırat Müstakim'de sabit kıl.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Get Moving

Bir Staocı Filozofu Gibi Ertelemeyi Bırakmak

Triggering Bad and Good Habits