Japonya Nasıl Zenginleşti?

Bu makaleyi 2018 yılında yurdun öğrencilere faydası olsun diye yazdım. Şimdi de sizlerle paylaşmak istedim.
     Mete çalışkan ve hayatla dolu bir üniversite öğrencisidir, derslere çalışmak ve kitap okuduğu kadar arkadaşlarıyla eğlenmeyi de seviyor, ama en büyük sıkıntılarından birisi paranın yetersizliğidir. Zaten neredeyse herkesin maddi sıkıntısı vardır bu zamanlarda.
     Durumumuz zor ama ümitsiz değildir, sonuçta bugün bildiğimiz Japonya yaklaşık 100 yıl önce geleneksel tarıma dayanan bir ülkeydi - robotu mobotu yoktu! Peki bu muazzam dönüşüme sebep olan şey nedir?
     Buna en önemli katkı sağlayan şeylerden birisi, Japonlar ekonomide ustalaşmış olmalarıdır, hatta bütçeyi daha iyi idare edebilmek için Kakeido denilen basit ama etkileyici bir sistem bile geliştirmişler. Peki bu sistemi uygulamak için Mete'ye ne lazım?
1-) Harcamalarını Bil:
     Sorunun tam olarak ne olduğunu bilmeden hiç bir cihaz tamir edilmeyeceği gibi, Mete harcamalarını bilmeden tasarruf da edemez. Bunu hesaplamak için için üç yol vardır:
  • Bilgisayardaki Excel programı kullanmak.
  • Cep telefona uygulama indirmek (Paranı Yönet gibi).
  • Kalem ve kağıt (Japonlar bunu tercih ederler çünkü beyni en çok bu çalıştırır).
     Eğer Mete de kalem ve kağıdı seçmişse o zaman ona iki defter lazım: birisi büyük, diğeri de küçük. Küçük defter her zaman Mete'nin cebinde olacak ve yapılan her harcama- ister 25 kuruş, ister 5 kuruş olsun - buna kaydedilecektir. Ayın sonunda küçük defterdeki harcamaları büyük defterde 4 hane halinde temize çekilir (masrafları daha iyi tanımlasın diye):
  • Mecburi Harcamalar: Olmazsa olmaz olanları.
  • Eğitim ve kültür: Kitap, kırtasiye, müze, kültür gezileri, vs.
  • Eğlence: Adı üstünde.
  • Diğer: Yukarıda zikredilmemiş olanlar.
     Bunu yaptıktan sonra da aynı şekilde büyük defterde bir sonraki ayının harcama planını yapar, böylece gereksiz masraflardan kaçınmış olur.
2-) Biriktirmek:


     Şimdi Mete'ye bir kumbara da lazım (eski bir cüzdan ya da kullanılmayan bir bardak da olur) ve içine her ay bursun\kredinin %1, her gün 25 kuruş, ve marketlerden aldığı 5 yada 10 kuruşları da koyar. Yalnız kumbarayı keyfine göre değil, sadece ve sadece acil durumlarda kullanmalı.
     "Yahu bu kadarcık para biriktirmek ne gereği var ki?” demeden önce, 6 ayda Mete'nin biriktireceği miktarı bi hesaplayalım, hem bu gereksiz harcamalara karşı başka bir önlem de olur.
     Ayrıca onu bir kişisel gelişim aracı olarak da kullanabilir. Mesela, diyelim ki Mete’nin tırnakları yemek ya da internette çok zaman harcamak gibi kötü alışkanlıkları vardır. İşte Mete: “Bundan sonra bunları bir daha yaparsam kumbaraya 25 kuruş daha koyarım” diye kendisine söz verir. Böylece ya birikimliği artacak ya da bu alışkanlıklardan kurtulur, yani her iki halde kazanan odur. Tabii bu her şeyi kapsamamalı, sonuçta hepimiz insanız: Hata yaparız ve hatalardan ders çıkararak geliştiririz kendimizi.
     Birikimlik çok artarsa bunu tekrar burs\kredi hesabına tekrar yatırılması uygun görmüyorum, aksi halde "Paramız var" diye gevşeklik gösterebiliriz. Onun yerine bankada birikimlere mahsus başka bir hesap açılması daha iyidir bence.
     Aman ha aman, kredi kartlara dikkat. Birçok insan kullanılmadığı sürece faizi ödemez diye açar, halbuki kullansanız kullanmasanız da ödersiniz faizi, bu da ceplerinizi yakar.
3-) Alışveriş:
     Mete beğendiği ürünleri almak yerine, ihtiyaca göre pratik ürünleri uygun fiyatla almalı. Önce 10 saniye bekler ve kendisini sorar: “İhtiyacımdan dolayı mı yoksa istediğim için mı alıyorum?” İstekse almaz, ihtiyaçsa alır. Ama Japonlar gerçekten ihtiyaç olup olmadığından emin olmak için en az 2 hafta belkerler!
4-) Taksit/Borç:
     Borç kötüdür diye Mete ondan kaçınıyor. Yanlış olduğunu söylemem, yine de tekrar düşünmeli çünkü derslere lazım olan bilgisayarı tek ödemeyle almayabilir. Balıklamaya dalmadan önce tek ödemeyle alabileceği başka bir ürünle karşılaştırıp, ailesine ve arkadaşlarına da danışsın, iyice düşünsün, ona göre de karar vermeli.
5-) İşletme:
Zengin Baba, Yoksul Baba kitabının yazarı Robert Kiyosaki şunu diyor:
“Bir gün babama nasıl zengin olabileceğimi sordum, "'Çok çalışarak para kazan”' dedi. İkna olmadığımdan zengin arkadaşımın babasına da sordum, o da: “İşletme yap. Bir müddet sonra yatırdığın para kat kat geri döner sana” demiş. Zenginleşmek gerçekten çok çalışmaktan ibaret olsaydı o zaman gerçek zenginler konforlu ofislerde çalışan patronlar değil, gece gündüz demeden inşaatta çalışan işçiler olurdu. Haksız mıyım?
     Asıl sorunumuz "tasarruf" kelimesi yanlış anladığımızdan geçer. Birçoğumuz elimizden gelince az harcayarak para kazanacağımızı sanıyoruz, halbuki iş böyle olmuyor. Plato'nun dediği gibi: "İnsanoğlu ne gariptir ki, hayatının ilk yarısında para kazanmak için sağlığını ihmal ederken, ikinci yarısında da yitirdiği sağlığı geri alabilmek için tüm ​parasını harcar”. Para kazanmak iyidir, ama kefenin cebi olmadığından para amacımız değil, aracımız olmalı. Kendinize şu soruyu sorun: "Çok param olsa ne yapardım?" O cevap neyse onu yapın, ancak o zaman mutlu olursunuz. İnanın ki öyle insanlar var ki, az parayla çoğu insanlardan hayatlarını maksimum potansiyel ile yaşıyorlar.
     Konumuza geri dönecek olursak, “Bir öğrenci olarak Mete nasıl bir işletme yapabilir ki?” diye sorarsanız zekat işletmelerin en güzelidir, çünkü o üzüm ağaçlara benzer: Belli bir zamanda dallarından bir iki tane kesiyoruz, sonra onların yerini de yepyeni dallar çıkar ve onlardan geçen seneden daha iyi bir mahsul elde ederiz. Hem bütçemizi artırmakla kalmayıp, aynı zamanda aramızdaki kardeşlik bağı da güçlendirir.
     Annem diyor ki: “Bursun açıklandığında baban ne kadar sevdiğini görseydin gözlerin yaşardı, çünkü sen sıkıntı çekmesin diye gündüzlerde çalışarak, geceleri ise dua ederek geçirirdi." Çok şükür bursum var, ama maalesef yurdumda öyle öğrenciler var ki, kimisi bursu ailesine gönderir kendisi de çalışır, kimisi de ne bursu ne işi var ne de ailesi çalışabilecek bir durumda olmalarından dolayı psikolojileri harabe olmuş. Bu yüzden yurtta Sadaka Taşı etkinliği başlattık: isteyen verir, ihtiyacı olan da alır.
     Buraya kadar para hakkında konuştum, ama Japonların en önemli sermayesinden henüz söz etmedim. Japonlar bu sermayenin sayesinde dünyanın zirvesindeler. Bu sermayenin adı "Zaman"dır.

     Şöyle izah edeyim: Elinizde 86400 TL var, ama günün sonunda para kaybolacaksa ne yapardınız? Paranın hepsini kullanırdınız değil mi? Peki günde sadece 86400 saniyemiz olduğunu ve bunları hiç durmadan hiç durmadan azaldığını biliyor muydunuz? Bu saniyelerden ne kadarını hayallerinizi gerçekleştirmek için kullanıyorsunuz?
     Japonlar bunu iliklerine o kadar çok işlemişler ki, her sene yeni çıkan ürünlerin hepsi - ya da en iyisi - onlarındır. Hatta duyduğuma göre otobüs duraklarında bile küçük bir kitaplık bile açmışlar, beklerken boş boş oturmak yerine kitap okuyalım diye.
"İnsan ne garip ki, çocukken büyük olmayı ister, büyüyünce de çocukluk günlerini özler” Platon.
"Boş zaman yok, ama boşa giden zaman var” Tagore.
"İki nimetler vardır ki insanların çoğu bunlarla aldanmıştır: sağlık ve boş zaman” Hz Muhammed sallallahu aleyhi vesselam.
Şikayet Etme, Şükret:
     Mete eskisi gibi maddi sıkıntısı olmasa da yurdun pahalılığından hala şikayet ediyordu. Ben de ona katılıyordum, ta ki kişi başına yemek yardımının ücreti hesaplayana kadar: Kahvaltının ve akşam yemeğinin ücretleri toplayıp ve 30 günle çarptığımda sonuç 420 TL çıkıyor; daha yurdun personeli, görevlisi, güvenliği, elektriği, suyu, etkinlikleri, ve derslere gelen hocaları da hesaba katmamıştım. Halbuki yurda sadece 340 TL veriyordum! Demek ki şikayet edip durmak yerine bize verilen nimetlere şükür etmemiz lazım. Bir de yemekhanedeki öğrenciler ekmekleri - kimi zaman da tabağın yarısı ya da hepsini - da çöpe atıyorlardı. Ben bunları görünce çok üzülüyordum, çünkü aklıma ailem, 25 Ocak depreminden dolayı evsiz yemeksiz kalanlar ve memleketteki yemek bulamayanları gelirdi. Aklıma şu soruyu da geliyor: “Onca israf yurdun ücreti etkilemiyor mu?”.
     Hepinize başarılar diliyorum arkadaşlar. Unutmayın: İnsan çalışmak ve para kazanmak için yaşamaz, yaşamak için çalışır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Get Moving

Bir Staocı Filozofu Gibi Ertelemeyi Bırakmak

Triggering Bad and Good Habits