Otopark Bekçisinden Milyarder Olmaya

  Daha önce sizlerle tek başına saray yapan fakir oğlan olan Musa El-Maamari'nin hikayesi sizlerle paylaşmıştım. Şimdi sizlerle başka bir fakir oğlanın hikayesi zamanı geldi.

Otopark bekçisi olarak çalışan biri bir gün milyarder olacağını hayal edebiliyor musunuz? Bazılarınız inanmayacak, bazılarınız da bu adamın uyuşturucu sattığını zannedecek, ama gerçek hikaye ne olduğunu merak ediyorsanız makaleyi sonuna kadar okuyun. Umuyorum ki bu hayatınıza olumlu bir etkisi olur.



Adamın adı Do Won Chang, Güney Kore'de Seoul ilçesinde Myeong-Dong köyünde 20 Mart 1954'te dünyaya geldi. Birçok öğrenci gibi o da liseyi bitirdiğinde üniversitede okumak istedi, ama sıkıntılı maddi durumundan dolayı yapamadı. Do küçüklüğünden beri çalışmayı severdi, ve çalışarak kahve ve meyve suyu satacak küçük ve basit bir dükkan açtı. Do'nun zor maddi durumuna rağmen evlendi, ve bu çift diğer çiftlerde pek az rastlanan bir şekilde çok çalışırlardı.



Onları bir araya getiren şey hayallerini gerçekleştirmenin arzularıdır, ve bunlardan bir tanesi de ABD'ye gitmekti. Bıkmadan usanmadan o basit dükkanda çalıştılar ve kazandıkları her kuruşu biriktirerek 1981 yılında Los Angelos'a vararak bu hayali gerçekleştirdiler, ama hikaye burada bitmedi, çünkü uzun süredir iş bulamadan sadece Kore'de biriktirdikleri parayla geçiniyorlardı. Durumu daha da kötüleştiren de şu ki onlar ne İngilizce biliyorlardı ne de onları yardım edebilecek tanıdıkları vardı, ama Do kendini ve karısını bu durumdan kurtarmak için pek az kişinin yaptığı bir şey yaptı: Aynı anda 3 işte çalıştı; bir benzin istasyonunda ve bir kahvehanede bir görevli, ve bir otoparkta bekçi olarak çalıştı (sonuncusuyla ilgili biraz ihtilaf vardır; bazı kaynaklar ofis temizlikçi, bazıları da bir elbise mağazasında çalıştığını söylüyor) - yani adam resmen makine gibi. Üç işi olan bir adam ne zaman yemek yiyor, ne zaman dinleniyor, ne zaman uyuyor ve ne zaman lavaboya gittiğini düşünebiliyor musunuz? Üstelikte dört yıl boyunca böyle devam ettiler. İşte hiçbir engel ve zorluğa karşı yenilmeyen insan iradesi budur. İnsan aklında bir hedef koyarsa, ve bu hedefi gerçekleştirmek için tüm gücünü kullanırsa, onu ancak ölüm durdurur. Pes etmeyi kabul etmeyen biriysen hiçkimse hayalini senden alamaz. "Hayat bana bir şans vermedi," ya da "Durumlar çok kötü," ya da "Fakir bir aileden geldim" gibi bahaneleri uydurma, aksi halde Do'ya ne demeli?

Çalışkanlık yanı sıra Do'nun güzel bir özelliği daha vardı, o da meraklığıdır. Ne zaman lüks bir arabası olan biri görürse "Ne iş yapıyorsunuz?" sorardı, ve birçoğu da giyim ticaretinde çalıştıklarını söylediler. "Giyim ticareti, giyim ticareti, giyim ticareti" bu iki kelime Do'nun aklı aldı. Artık çalışırken, yürürken, yemek yerken, lavabodayken ve uyurken bile kafasından çıkmıyordu. Yalnız kendisi bu konuda hiçbir şey bilmiyordu, ama bunu çözmek için başarılı insanların yaptığı şeyi yaptı: Okumak ve araştırmak - bu iki özelliklerden olmadan insan başarılı olması olanaksız denecek kadar zor. Bir kaynağa göre elbise mağazasında o zaman çalışmaya başladı, ve mağaza sanki kendiaiymiş gibi herşeye dikkat ediyordu - bu da mağazanın sahibine çok hoşuna gitti. Dört yıldır bir yandan Korece'de giyim ticaretiyle ilgili kitapları, makaleleri, gazeteleri - ne bulduysa - okudu; diğer yandan da bu işin maliyeti karşılamak için eline geçen her kuruşu biriktirdi.



Sonunda dört yıl sonra beklenen gün geldi ve 1984'te Los Angeles'ta Highland Park Mahallesi'nde (o zamanlarda fakir bir mahalle idi) karısıyla birlikte Korece tasarımlı kıyafetler için "Fashion 21" (21 yaşındakilere moda anlamında) küçük bir giyim dükkanı açtı, ama onu şok ve üzdüren bir şey öğrendi, o da o dükkan ondan önce gelen altı kişiye aitti! Üstelik de hepsinin giyim ticaretinde çalışıyorlardı!! Yetmezmiş gibi hiçbirisi başaramadı, çünkü dükkan zaten fakir bir mahalledeydi!!! Bu haber moral bozucu olsa da Do bunun karşısında ezilmedi, ve akıllı insanların yaptığı gibi o altı kişinin hatalarından ders çıkararak kendini toparladı ve işe koyuldu: Müşterilerle nasıl muhatap olacağını bildi, ve onlara uygun fiyatı olan uygun kıyafeti sunarak onları mutlu ediyordu. İlk zamanlarda zorlanmış olsa da birkaç ay sonra günde $100 kazanmaya başladı! Yılın sonunda $30,000 civarında kazanç elde edeceğini tahmin etmişti, ama bunun yerine ilk kendisini şok eden bir rakamla karşılaştı: $700,000!!! Bunun üzerinde Do hayal ettiği başarıya ulaşmak için doğru yolda olduğunu anlayarak yeni bir mağaza açmakla işe koyuldu, ve daha çok müşteri çekmek için işletmenin adı "Forever 21"e değiştirdi (sonsuza dek 21 anlamda). Düşünebiliyor musunuz? Bir adam içinde bulunduğu durumlara boyun eğmeden bir otogarın bekçisi, benzin istasyon ve kahvehane görevlisi olarak çalışarak bir giyim dükkanı açtı ve onu işleterek bu kadar parayı kazandı! Beş yıl sonra Do ABD'de 11 giyim mağaza ve giyim markasının sahibi oldu, ve işletme zirvedeyken 38,000 çalışanı, dünya çapında 700 giyim mağazası olduğunu, ve yılda $4.4 milyar elde ediyordu! Üstelik sadece aşırı zenginler ve dünyaca ünlü oyuncuların oturduğu Beverly Hills mahallesinde $17 milyon bir evi oldu (bugün $20.3 milyon civarında), ve zengin olmasına rağmen hala zor günlerde yayında duran eşiyle birlikte yaşamaya devam ediyor - bunda da büyük bir ibret vardır.


Forever 21'in Milyarder Kurucuları:
"Nerdeyse hiçbir şeyle geldik"

Bir mülakatta Do başarısını şöyle mizah etti: "Ticaret 100 metre yarış değil, upuzun bir maratondur. Başarmak için sırrım olduğunu zanneden varsa yanılıyordur, çünkü ben sadece iki sebepten dolayı başardım:

İlk sebep devamlı, sabırlı, ve biriktirmeyi bildiğim için.

İkinci sebep ise iyi insan parasının bir kısmı ihtiyacı olanlara vermesi gerektiğini inandığım içindir, çünkü zorluklara ve engellere yenilmemek için ihtiyaç duyduğu gücü Allah'tan almıştır."



Los Angeles Times'ta yapılan başka bir mülakatta: "Forever 21 hiçbir şeyi olmayan insanlara umut ve ilham veriyor, ve beni alçakgönüllü yapan hediye budur: Benim gibi Amerika'ya gelen göçmenler bir Forever 21 mağazasına gelmeleri ve tüm bunlar basit bir Koreli göçmenin hayaliyle başladığının gerçeği bilmeleridir." Ayrıca Do'ya göre başarı ancak işi ve bunu ilgilendiren yasal kültürü yeterince anlaşıldığında elde edilir, ve başarı yavaş gelir.

Tüm bu başarı ve paraya rağmen Do hala başlangıç noktası olan o ilk dükkanı işletiyor, ve hafızasını tazeleyip eski anıları hatırlamak için ara sıra oraya gidiyordur. Atalarımız: "Nereden geldiğinizi unutmayın ki nereye gideceğinizi bilesiniz" boşuna dememişler.



Yalnız hikaye burada da bitmedi. İnternetten elbise satın almak yaygın olmaya başladığı sıralarda Forever 21 eski yöntemlerle çalışmayı sürdürdü: Mağaza işleterek. Üstelikte söylentilere göre her altı ay yeni bir mağaza açıyorlardı! Tabii Forever 21 hatasını anlayınca artık çok geçti, çünkü elbiseleri internetten sipariş veremedikleri için bu marka Z kuşağının gözünden düştü, ve bunca mağaza zaten cep yakıyordu. 2019'da da iflas koruma kanunu uygulayarak kendini tekrar toparlamak için zaman kazanmaya çalıştı. Bir mülakatta muhabir Do'ya bu durum hakkında ne düşündüğü sordu, Do böyle sorunlar her zaman vardır ve onun için en önemli şey ailedir olduğunu cevap verdi: "İşin iyi giderken ailenle ilişkin iyi olmaması başarı saymıyorum."

2020'de bu işletme Authentic Brands Group, Brookfield Properties, ve Simon Property Group konsorsiyumu tarafından satın alındı.

Do ve ailesi işletmede hala çalışıp çalışmadıklarını bilmiyorum, ama bunda da bir ders var: Her ne kadar başarılı olursan ol, her zaman kendini geliştirmek için yollar ara, aksi halde sürekli gelişen bir dünyada arkada kalabilirsin.

Umuyorum bu makalenin sayesinde artık herşey bitmiş gibi dünyaya bakmazsınız, çünkü John Kennedy'nin dediği gibi: "Felaket kelimsei Çince'ye çevirdiğinizde iki kısımdan oluştuğunu görürsünüz: Bir yarısı tehlike, diğer yarısı da fırsatı ifade eder."

"Umut karanlığa rağmen ışığı görebilmektir" (Desmond Tutu)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Get Moving

Bir Staocı Filozofu Gibi Ertelemeyi Bırakmak

Triggering Bad and Good Habits